TSKB Ekonomik Araştırmalar, “Pandemi Sonrası Daha Yeşil Bir Dünyaya Yelken Açmak” Konulu Raporunu Yayımladı

TSKB Ekonomik Araştırmalar, “Pandemi Sonrası Daha Yeşil Bir Dünyaya Yelken Açmak” Konulu Raporunu Yayımladı

TSKB Ekonomik Araştırmalar, makroekonomi odağında COVID-19 salgınının ülke ve dünya genelinde yarattığı etkilere ilişkin önemli değerlendirmeler paylaştığı üçüncü rapor çalışmasını yayımladı. “Pandemi Sonrası Daha Yeşil Bir Dünyaya Yelken Açmak” başlığıyla hazırlanan raporda, pandemiyle mücadele çerçevesinde atılan adımlar sonrası dünyada ve ülkemizde iyileşme belirtileri görüldüğüne işaret edilirken, politika ajandasına kalıcı olarak girdiği anlaşılan iklimin, yapısal dönüşümün hızlandırıcısı olarak ele alınabileceği ifade ediliyor.

 

Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına yönelik araştırma faaliyetleriyle katma değer yaratan çözümler sunmaya devam eden TSKB Ekonomik Araştırmalar, makroekonomi odağında COVID-19 etkilerine ilişkin hazırladığı “Pandemi Sonrası Daha Yeşil Bir Dünyaya Yelken Açmak” başlıklı üçüncü raporunu yayımladı. Pandemiyle mücadelede dünya genelindeki destekleyici politikalar ve hızlanan aşılama faaliyetleri ile ekonominin iyileşme belirtileri gösterdiğine işaret eden rapor, toparlanma sürecinde önemli adımlar atılmasına rağmen aşılması gereken belirsizliklere ve eşitsizliklere de dikkat çekiyor. 

TSKB Ekonomik Araştırmalar Departmanı’ndan Feridun Tur, Şakir Turan, Cihan Urhan ve Cem Avcıoğlu tarafından hazırlanan rapor, daha yeşil bir dünya yolunda uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşlarının Türkiye’nin yapısal dönüşümü için katkı sağlayabileceğine ve ülkenin yeşil dönüşümünü hızlandırabileceğine vurgu yapıyor.

Türkiye ekonomisi salgın sonrası süreçte hızlı bir toparlanma kaydederken, pandemi kaynaklı son dönemdeki kısıtlamalara rağmen aktivitede yavaşlama sınırlı kaldı. Dünyadaki düzensiz toparlanma içinde oluşan enflasyonist eğilimler Türkiye’yi olumsuz etkilerken, belirsizliklerin ekonomi politikalarında manevra alanını sınırladığı görünüyor. Raporda, makro dengelerde iyileşme için iç talebin bir süre daha soğuması gerektiği belirtilirken, son yıllardaki deneyimler makroekonomik politika tedbirlerinin kalkınma politikalarıyla güçlendirilmesi gerektiğinin önemini teyit ediyor.

Uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşları yeşil dönüşümü hızlandırabilir

Küresel iklim gündeminin Türkiye’yi de pek çok alanda etkileme potansiyeline sahip olduğu belirtilirken, enerji üretiminde dönüşüm, kaynak verimliliğine odaklı Ar-Ge süreçleri, tarım ve gıda sistemleri, döngüsel ekonomi ve sınırda karbon vergileri gibi alanlarda bu etkilerin görünmesi bekleniyor. Bu alanda atılacak adımların ülkeye bir dönüşüm getirebileceğinin ifade edildiği raporda, iklim politikalarının ülkenin yapısal dönüşümünün hızlandırıcı olarak ele alınabileceği aktarılıyor. Daha yeşil bir dünyaya yönelim için ihtiyaç duyulacak bu dönüşümün hem küresel iklim gündemine hem de Türkiye’nin yapısal dönüşümüne katkı sağlayacağının altı çizilirken, bu çerçevede uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşlarının sağlayacağı hedefli fonlama ile Türkiye’nin yeşil dönüşümünün hızlandırılabileceğine vurgu yapılıyor. 

İklim krizine karşı sorumluluk bilinci, Türkiye’nin iş ortamını iyileştirebilir

TSKB Ekonomik Araştırmalar Baş Ekonomisti Burcu Ünüvar raporun giriş yazısında, ülkelerin birbirine ne kadar bağlı olduğunu hatırlamanın ve sorumlu politikalar geliştirmenin ne denli önemli olduğunun altını çizerek, şu ifadelere yer veriyor “Türkiye ekonomisinin küresel ekonomi ile entegrasyonunun ve dışa açıklığının yüksek olması önemli birer avantaj. Kısa ve orta vadede dış ticarette, rekabetçiliğimizin artırılmasına yatırım yapmak, önemli bir gündem maddesi olacak. Bu sebeple iklim krizine karşı sorumluluk bilinci ile Türkiye’nin iş yapma ortamını iyileştirmenin tam zamanı diye düşünüyoruz. Böylesi bir yaklaşım, ülkeye dış tasarruf girişini destekleyerek büyüme ve istihdam piyasalarında iyileşmeyi tetikleyebilecektir. Pandemi kaynaklı negatif iktisadi gelişmelerin özellikle kadınlar ve gençler üzerinden istihdam piyasalarını zedelediği küresel ekonomide, Türkiye istihdam piyasalarının da dönüşüme ihtiyacı bulunuyor. Yapısal dönüşüm gerektiren bu tarz süreçlerin etkileri orta vadede netleşeceği için, dönüşümü en erken ve en planlı şekilde başlatmak önem taşıyor. Pandemiden çıkmak için uzun bir yokuşu tırmanmak gerekse de  doğru politika adımları ile gerçekleştirilecek bu tırmanışın sonrasında göreceğimiz manzara hepimiz için daha iyi olacak.”

Lojistik maliyetleri ve emtia fiyatlarındaki artış sürüyor

İmalat sanayisine yönelik güçlü talebin pandemi döneminde de sürdüğüne işaret eden rapora göre, salgın sürecinde Türkiye’de, ülke özel ve sektörelnedenlerle ara mallarının üretiminde geçici duraksamalar meydana geldi. Diğer yandan taşımacılık maliyetlerinde kayda değer artışlar yaşandı. 2020 yılının ikinci yarısında Çin’den Avrupa’ya yapılan taşımacılıkta konteynır maliyeti yüzde 250 yükselirken, 2021 yılının ilk 5 ayı toplamında yüzde 60 ilave artış kaydedildi. Tedarik sürelerindeki uzama ve firmaların bazı ürünlerde stok yapmaya yönelmesi mal fiyatlarındaki baskıyı artırdı. Bu nedenle 2020 yılının ikinci yarısında yüzde 26 artan emtia fiyatlarında 2021’in ilk 5 ayında yüzde 24 ilave artış oldu. Bu gelişmeler enflasyon kaygılarını artırırken, 2021 Şubat-Mart aylarında gelişmiş ülke tahvil faizlerinde yükselişi ve riskli varlıklarda yeniden fiyatlamayı tetikledi. Politika yapıcıların faizleri uzun süre düşük tutacaklarına bu sayede de finansal piyasalardaki tansiyonu kısmen hafiflettiklerine işaret eden raporda, piyasa ile politika yapıcıların, enflasyonun kalıcılığı konusundaki görüş ayrılıkları belirsizliğini artırmasının, görünüm üzerindeki aşağı yönlü risklerin önemini korumasına yol açtığı belirtiliyor. 

İklim dostu tarımsal üretimin enflasyonla mücadelede öne çıkması gerekiyor

2020 yılının ilk yarısında düşük çift haneli seviyelerde seyreden tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) enflasyonu 2020 sonunda yüzde 14,6’ya yükseldi. 2021 yılının geçtiğimiz 5 ayında iç talepte soğumanın sınırlı kalması ve birikimli maliyetlerle tüketici enflasyonu Nisan 2021’de yüzde 17’yi aştı. Ayrıca küresel tarım fiyatları başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki yükseliş, yukarı yönlü baskıyı artırıyor. Kısa vadede iç talepteki soğumanın sürmesi ve döviz kurlarındaki oynaklığın azalması ile maliyet geçişkenliğinin sınırlanabileceğini vurgulayan raporda, orta vadede iklim dostu tarımsal üretim ve gıda güvenliği başta olmak üzere yapısal politikaların enflasyonla mücadelede öne çıkması gerektiğinin altı çiziliyor. Son yıllardaki deneyimler ışığında büyüme ve istihdam politikalarına ek olarak enflasyonla mücadele ve dış dengesizlikleri azaltmada kullanılacak araçların kalkınma politikalarıyla güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yapılıyor. 

 

 

Avrupa’daki firmaların dayanıklı tedarik zinciri arayışı Türkiye’nin AB’deki pazar payını artırıyor 

Sanayinin güçlü gelişme kaydetmesinde hem yurt içine hem yurt dışına gerçekleştirilen satışların önemli bir etkisi olduğu belirtilen rapora göre, 2021 Ocak- Mart dönemi itibarıyla imalat sanayisindeki 23 alt kolun 20’sinde reel yurt içi cironun, 17’sinde ise reel yurt dışı cironun pandemi öncesi seviyeyi aştığı görülüyor. Sanayi alt kollarında cironun yurt içi ve yurt dışı kaynaklarına bakıldığında performansın farklılaştığına dikkat çekilirken, bilgisayar, elektronik, optik ve gıda faaliyet kollarında yurt içi ciro azalmasına karşın, yurt dışı cironun artmaya devam etmesi önemli bir gelişme olarak belirtiliyor. Salgın sonrası dayanıklı tedarik zinciri arayışlarının tedarik süreçlerinin son kullanıcıya daha yakın bölgelerden gerçekleşmesiyle bölgesel tedarik zincirlerinin yaygınlaşmasının gündeme geldiğini açıklayan rapor, bu eğilimin Türkiye-AB ilişkilerine yansımış olabileceğini ortaya koyuyor. Özellikle tekstil ve giyimle ilişkili bazı faaliyetlerde Türkiye’nin AB’deki pazar payı geçtiğimiz yıllarda azalma eğilimi gösterirken pandemiyle başlayan süreçte kayda değer ölçüde artış kaydetti.

Turizm sektöründe salgın öncesine dönüş 2023 yılında gerçekleşebilecek

Küresel düzeyde salgın koşullarından en fazla etkilenen sektörlerden biri olan turizm sektörüne de değinilen raporda, salgının getirdiği ekonomik koşullar ve devam eden salgın endişeleri toparlanma hızını azaltan unsurlar olarak ön plana çıkıyor. Yurt içi aşılama çalışmaları ve kaynak ülkelerle gerçekleşen ikili görüşmelerin yakın vade performansında belirleyici olacağı belirtilen raporda ulusal ve uluslararası kuruluşların tahminlerinin sektörde 2019 seviyelerine dönüş için 2023’ü işaret ettiği vurgulanıyor.

 

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Benzer İçerikler

Yazar Hakkında: Seda Akbay

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir